Haber Media

  1. Anasayfa
  2. »
  3. Sağlık
  4. »
  5. Dijital Dünyanın Sessiz Salgını: Dijital Yorgunluk ve Çözüm Yolları

Dijital Dünyanın Sessiz Salgını: Dijital Yorgunluk ve Çözüm Yolları

Haber Media Haber Media -
65 0
dijital yorgunluk - Dijital Dünyanın Sessiz Salgını: Dijital Yorgunluk ve Çözüm Yolları

Günümüzün hızla değişen dünyasında, teknoloji hayatımızın ayrılmaz bir parçası haline geldi. Ancak bu yoğun dijital etkileşim, beraberinde yeni bir sağlık sorunu getiriyor: dijital yorgunluk. Medicana Sağlık Grubu Psikiyatri Bölümü’nden Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, modern yaşamın temposunun insan biyolojisini zorladığını ve yorgunluğun artık toplumsal bir mesele haline geldiğini belirtiyor.

Dijital Yorgunluk Nedir ve Neden Ortaya Çıkar?

Sürekli ‘çok yorgunum’ serzenişleri, artık modern insanın günlük dilinin bir parçası. Medicana International İzmir Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar’a göre, bu durum tek başına bir teşhis değil, altında yatan pek çok nedenin bir sonucu. Depresyon, kaygı bozuklukları, uyku problemleri ve iş yaşamının getirdiği baskılar bu nedenler arasında sayılabilir. Pandemi sonrası dönem ve modern yaşamın koşturmacası, bu etkileri daha da yoğunlaştırdı.

Dr. Yaşar, özellikle dijital dünyanın yarattığı yoğun uyaranların ruh sağlığı üzerinde önemli etkileri olduğunu vurguluyor. Sürekli gelen bildirimler, mesajlar, sosyal medyadaki ‘kusursuz’ hayatlar ve ‘geride kalma’ hissi, dijital yorgunluk veya sosyal medya yorgunluğu olarak adlandırılan yeni bir tabloyu ortaya çıkarıyor. Bu durum, beynin sürekli yüksek alarmda kalmasına ve kronik strese yol açarak vücudun sempatik sinir sistemini aşırı aktive ediyor. Bu da bedenin sürekli ‘savaş ya da kaç’ modunda kalmasına neden oluyor.

Teknostres ve FoMO’nun Etkileri

Yoğun dijital etkileşim, ‘teknostres’ ve ‘Fear of Missing Out (FoMO)’ gibi kavramları da ön plana çıkarıyor. FoMO, yani bir şeyleri kaçırma korkusu, sosyal medya bağımlılığı ile birleştiğinde anksiyete, depresyon, genel bir yorgunluk ve tükenmişlik hissi ile dikkat eksikliğini tetikleyebiliyor. Yapılan araştırmalar, sosyal medyayı yoğun kullanan bireylerde bu belirtilerin daha sık görüldüğünü ortaya koyuyor.

Dijital Yorgunluktan Kurtulmanın Yolları

Dr. Müge Yaşar, bu yoğun yorgunluk hissinin aslında bedenin ve zihnin bir alarm sistemi olduğunu belirtiyor. Çözümün yaşam ritmini yeniden ayarlamakta ve gerektiğinde profesyonel destek almaktan geçtiğini vurguluyor. Özellikle yavaşlamak, durmak ve dinlenmek büyük önem taşıyor.

Dijital Hijyen ve Sınır Koyma

Pandemi sonrası artan ekran süresi, gençlerde ve çalışanlarda uyku bozuklukları, hareketsizlik ve özgüven sorunlarına yol açabiliyor. Bu nedenle ‘dijital hijyen’ ve ‘dijital detoks’ önerileri giderek daha fazla önem kazanıyor. Dijital detoks, zaman yönetimi ve net sınırlar belirlemek, dijital yorgunluk ve tükenmişlik hissine karşı etkili çözümler sunuyor. Başkalarının taleplerine veya iş yüküne ‘hayır’ diyebilme becerisi, kişisel zamanı ve enerjiyi korumada kritik bir rol oynuyor. Bu sınır koyma becerisi, mükemmeliyetçi düşünce kalıplarına karşı da uygulanmalı.

Dijital detoks kapsamında, özellikle yatmadan bir saat önce ekranlardan uzak durmak, uyku hormonu melatonin salgılanmasına yardımcı oluyor. Belirlenen saatlerde bildirimleri kapatmak, sürekli tetikte olma halini azaltıyor. Zaman yönetimi ise sadece görev listelemekle sınırlı kalmamalı; enerjinin yüksek olduğu saatleri belirleyip zorlu görevleri bu zamanlara yaymak, bilişsel tükenmeyi önleyebilir.

Anı Yaşamak ve Kendine Şefkat

Yorgunluk ve tükenmişlikten korunmak için farkındalık (mindfulness) ve nefes egzersizleri gibi stratejiler öneriliyor. Anı yaşama odaklanmak, zihnin sürekli geçmiş kaygıları veya gelecek endişeleri arasında gidip gelmesini engelliyor. Düzenli diyafram nefesi, parasempatik sinir sistemini aktive ederek bedenin dinlenmesine yardımcı oluyor.

Anlam ve amaç katan aktivitelere zaman ayırmak, enerji tüketen faaliyetler yerine geçmeli. Aile ve arkadaşlarla geçirilen kaliteli zamanlar, yalnızlık ve tükenmişlik riskini azaltmada en güçlü etkenlerden biri. Son olarak, kendine karşı nazik olmak, hatalar karşısında kendini yargılamak yerine destek olmak, mükemmeliyetçilikle mücadelede ve genel ruh sağlığını korumada büyük önem taşıyor.

İlgili Yazılar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir